Frankenweenie’nin Anlattığı Asıl Çatışma

Güzel metinin sırlarından en klasiği yavaş başlayıp küçük şaşırtma veya şakalarla yazıyı götürerek en sonda da iyi hazırlanmış bir sürpriz vermektir. Ancak ben bu yazımda alternatif bir yöntem olarak benim adlandırdığım şekliyle Kalkan Kırma yöntemi üzerinden yürüyeceğim. Bu yöntem gereği size bütün argümanlarımla yumuşatarak sonda vermem gereken tezimi en baştan verip kalkanlarınızı kaldırıp sonra da yavaş yavaş parça parça o kalkanı delmeye çalışacağım. Belki en kolay yol değil ama bence en merdane yol. Sizi kandırmaya değil sadece gördüklerimi aktarmaya geldim buraya ve izninizle başlıyorum.

Frankenweenie aslında siyasal bir toplum eleştirisi ve devrim hikayesidir temelinde. Ve hikayemizin çocukların bilim fuarıyla hiçbir alakası yoktur. Toplumsal değişmeyi ve yozlaşmış bir yapıdan nasıl çıkılacağını anlatmaktadır sadece.

Hikayemizde iki karşı tarafımız var, ilki Belediye Başkanı Burgemeister diğeri ise Bilim Öğretmeni Bay RZYKRUSKI ve devamında bayrağı onun düştüğü yerden taşıyan Victor.

İlk önce baş karakterlerimizi ilk gördüğümüz tanıtım sahnelerinden başlayarak bir karakter analizi yapalım;

mr-burgemeister-frankenweenie-wallpaper_610x458-hayalgezer-film-inceleme-animasyonBelediye Başkanı Burgemeister bahçesi hakkında çok hassas ve düzen takıntısı olan birisi. Frankesteinlerın topraklarının bittiği ile onun toprağının başladığı çizgi çok net bir şekilde ayırt edilebiliyor. Burgemeister tertemiz kesilmiş çimler ve dikkatlice traş edilerek düzeltilmiş sarmaşık çitlerinin içinde yaşıyor. Ardından Victor’a köpeğini şikayet ederek sahip olmasının pek de zevkli olmayan bir komşu olduğunu gösteriyor. Bir sonraki sahnede ise Elsa Van Helsing’e köpeğine dikkat etmesi gerektiği üzerine sert bir ders vererek disiplinli bir adam olduğunu ispatlıyor. Kısacası karşımızda düzen tutkunu, huysuz ve kuralcı disiplinli bir adam var.

 

mr-burgemeister-frankenweenie-wallpaper_610x458-hayalgezer-film-inceleme-animasyon-mr-rzykruski-science-teacherBay Rzykruski ise çok sert bir mizaca sahip bir öteki. Dışarlıklı başka bir deyişle. Elektriği büyük bir tutkuyla ve sert bir dille anlatsa da öğrencilerin dikkatini çekmeyi başarıyor ve Bilimi dinlemesi zevkli bir hale getiriyor tüm o korkutuculuğuna rağmen. Yine kısacası karşımızda; bilim konusunda tutkulu, sert mizaçlı ve bilimin akılda değil kalpte olduğuna inanan bir insan. (Son kısım karakterin kapanış sahnesinde görülüyor aslında.)

Buradan bakınca karşımızda bu yanda düzeni ve disiplini seven bir yönetici diğer yanda ise doğru bildikleri hakkında oldukça tutkulu olan bir eğitmen var. Elbette bu ikisi çatışıyor ve düzen tutkunu bir bakıma muhafazakar liderimiz asıl kavgayla alakasız bir konuyu halkı kışkırtmak ve eğitmeni kovmak için bir alet yapıyor ve Bay Rzykruski’yi insanlara düşman olarak gösteriyor.

Burada özellikle velilerdne birinin sözleri halkın bağnazlığını ve değişime olan korkularını gösterir nitelikte;

“Have you looked through this science book they’re using? Apparently Pluto isn’t good enough to be a planet any more. When I was a kid, Pluto was a great planet.”

“Hiç bu okudukları bilim kitabına baktınız mı? Görüldüğü üzere Pluto gezegen olmak için yeterince iyi değilmiş. Ben çocukken Pluto mükemmel bir gezegendi.”

Elbette bu bağnaz yaklaşıma karşı Bay Rzykruski’nin fikri belli. Halkın ne halde olduğunun farkında ve bu yüzden;

“I cannot make your heads bigger, but your children’s heads, I can take them and crack them open.”
“Sizin kafalarınızı daha da büyütemem ama çocuklarınızın kafasını alabilir kırıp içlerini açabilirim.”

diyor. O değişime aklı gerçeklere ve cevaplara açık çocuklara başlamış. Bir sonraki nesilin peşinde kısacası. Elbette toplumların en çok sevdiği şey ötekileştirmek kendilerinden olmayan birini belirleyip hayattaki umutsuzluklara, talihsizliklere karşı hissettiklerini o kişiye yükleyerek deşarj olmaktır. Linç zihniyeti de bir bakıma yıldırım gibidir bu bağlamda. Uzun süredir biriktirdikleri enerjiyi alakasız bir noktaya bir seferde kusarak rahatlarlar. Burada da böyle oluyor ve eğitmen okuldan gönderiliyor. Belediye başkanı kazandığını düşünse de Bay Rzykruski’nin attığı hakikat tohumları köyde filizlenmeye başlamıştır bile. Victor’la gitmeden önceki konuşmaları bu tohumların ne kadar kuvvetli olduğunu gösterir nitelikte.

“They like what science gives them. But not the questions”
“Onlar bilimin verdiklerini seviyor, sorguladıklarını değil.”

“‘Actually, I have a question.’ -That is why you are a scientist.”
“Aslında sormak istediğim bir şey var” -İşte bu yüzden bilim insanısın.”

Tabi buraya kadar toplumun gerçek yüzü hakkında ipuçları almış olsakta kesin bir şekilde görebilmiş değiliz. Bunu görmek için çok daha ileriyi bilimin kaybedilmişi kullanmak için keşfettiği yeni bir yol olan Sparky, insanlar tarafından görüldüğünde 21. yy topluluğu bir anda anlamsız şekilde ellerine meşale alıp canavar kovalamaya orta çağ kalabalığına dönmeye başlıyorlar. İşte tam da burada toplumun nasıl hala cahiliye alışkanlıklarını terk edemediklerini ve tüm o modernliğin altında nasıl cehaletlerini gizlediklerine şahit oluyoruz. Tıpkı Elsa’nın şarkısında olduğu gibi sürekli dışarıdan gelecek tehlike hissiyle yaşadıklarını anlıyoruz.

“In our houses tight and safe, We have nothing to fear”
“Evlerimizde sıkı ve güvenli. Korkacak hiçbirşeyimiz yok”

Burada yine dikkat edilmesi gereken bir şey var, Burton insanların davranışlarını sert bir şekilde eleştirirken diğer çocukların canavarlar çıkarmalarını hırslarının akıllarının önlerine geçmesini ayıplıyor. Yine Bay Rzykruski’nin dediği gibi;

“Science is not good or bad, Victor. But it can be used both ways. That is why you must always be careful.”
“Bilim ne iyi ne de kötüdür, Victor. İki yönde de kullanılabilir. İşte tam da bu yüzden dikkatli olmak zorundasın.”

Hikayenin sonunda ise şehrin sembolü ve geçmişe olan bağlılıklarının vücut bulmuş hali olan Yel değirmeni de insanların değişmesinin ve devrimin başarısının bir temsili olarak yıkılıyor. Yine Elsanın şarkısında dediği gibi;

“May your windmills spin forevermore”
“Yel değirmeninin kanatları sonsuza değin dönsün”

Tıpkı devletlerin marşlarında söylediği gibi sonsuza dek yaşaması umut edilen semboller çöküyor ve tam da değirmenin çöktüğü yerde insanlar ölüyü kendi emekleri ve mallarıyla yeniden diriltiyorlar.

İşte tam da bu sebeplerden dolayı hikaye, altmetni incelendiğinde bir toplum eleştirisi bir sosyolojik teşhis görevi görüyor ve hiç beklemediğimiz bir ders veriyor bizlere.

Dikkat edilmesi gereken ince bir gönderme; Bay Rzykruski yıldırım dersini anlatırken arada kalan bir insanı parçalayıp geçtiğinden bahsediyor. Çifte bir teşbih var bence burada. Aydınlanmanın ve toplumsal gelişmenin temsili olan yıldırımı doğal bir güç olarak anlatıyor ve arada kalan insanı parçalayıp yine de toprağa kavuştuğundan bahsediyor. Başka bir deyişle doğal bir kuvvet olan değişimin önünde durulamayacağını anlatıyor.

Evet biraz karışık anlatmış olsam da benim gördüklerim bu şekilde. Gözden kaçırdığım ya da eklemek istediğiniz bir nokta var mı? Aşağıda yorum kısmımız sizleri bekliyor.

Yorum Yaz

Yorum Yap