Datlof Efsanesi

 

Bundan binlerce yıl önce, kimine göre kozmik sınırlarda oynanan bir oyunun yansıması olan bir dünya da kuşların dağ deyip geçmediği hayvanların düz deyip inmediği bir yanından uzun uzun tarım toprakları görünen diğer yanından yüksek yüksek tepelere bakan bu vadi alanında bir grup yüce gönüllü insan Datlof’u kurdu. İşte destanımız o gün başladı.

Datlofun büyük kralı Lewis The Bold, tanrılar ruhunu sonsuz koridordaki sıkıntıdan sakınsın, adil ve barışsever bir kral olarak halkı arasında nam salmıştı.  Yüzyıl kadar sonra keşiften dönen bir grup gözcü Cesur Lewise biat etmemiş bazı vahşiler buldu. Bu insanların başında Parv The Sneaky vardı ve kuzey bölgesindeki alanları hastalık gibi işgal etmiş ve zehirlerini yaymaktan hiç çekinmiyorlardı. Ancak Büyük Lider Lewis varlıklarına ses çıkarmadı barışı korumak adına ahlaksız ve iğrenç yaşam şekillerine bile göz yumdu ve karşılıklı sakınma politikası güderek yüzlerce yıl barışı korumayı başardı.

Bu zamanda Datlof tarihinin en önemli gelişimi gerçekleşti ve insanlarımız kutsal şarabımızı keşfetti. Lewis barış döneminde bu kardeşlik içkisinin yapımına ve üretimine teşvik verdi. Bunların ardındna Cesur Lewis batıya yeni bir yerleşim kurma planları içerisindeyken birliklerinden haber geldi. Kontrolü altındaki bölgelerinde bir grup yerleşimci bulmuşlardı. Bunun üzerine Lewis bu yerleşimcilere imkan verdi ve batıya kendi koruması altında bir şehir kuruldu. İşte bu özverili hareketi savaş ilanı olarak alan Ben The Great denen bir adam çıktı. Ben yerleşimcileri kendilerinin gönderdiğini o yüzden diyarın kendisine ait olması gerektiğini iddia ediyordu. Elbette Lewis bu ahlaksız talebi reddederek esirlerini geri yolladı. Bir çok tarihçi bu konuda hala tartışıyor olsa da “Yerleşim yerleşenindir” lafını burada elçiye söylemişti.

Ve uzun sürecek savaşlar silsilesinin ilk adımı bu fedakar bir iyilik hamlesi üzerinden atıldı.

120 BC yılında Batıda Sjin The Pathetic namında ahlaksız bir kadınla karşılaştı Lewisin orduları. Sjin uzun yıllardır arkadan kurduğu planlarla Ben ile Efendimiz Lewisin arasını bozuyor ve savaşa sebep oluyordu. Bu ahlkasızlığa bir son vermek için davranan Kral Lewis, Leydi Sjine karşı bir fetih seferine çıktı. Amacı biraz korkutup geri çekilmekti ama çok geçmeden  Ben The Great Lewis’e ultimatom gönderdi ve Trott’s Leg şehrinden çekilmezse bunun ciddi bir savaşla sonuçlanacağını belirtti. Lewis korkmadı, bir değil iki düşmanla aynı anda savaşmaya kendini hazır hissediyordu ama ölecek insanlarının kanlarını annelerin acı çığlıklarını yetimlerin sessiz hıçkırıklarını kaldıramayacağını düşünerek seferinden vazgeçti ve ordularını geri çekti. Tek şartı ise Lady Sjin’in Ben The Great’le aralarını bozmak için yaptığı entrikalardan vazgeçmesiydi.

560 AD yılında, Efendimizin büyük vizyonunu ve sınır tanımaz gücünü kaldıramayan bütün barbar ülkeler güçlerini birleştirerek birer birer Lewis’e savaş açmaya başladılar. Bu konuda en çok Duncan The Strong’un barış sözüne rağmen ilan ettiği savaş Efendimize ağır geldi ama kahramanlar kendilerini rahatsız eden şeylere takılmazlardı. O da takılmadı ve halkını savaşa karşı korumak için elinden geleni ardına koymadı. Halkın umutsuzluğa düştüğünü gören büyük kral Lewis tarihe geçecek o meşhur nutkunu attı.

 

Bu sırada Lewisin çok fazla gin içmeye başladığı ve sarhoş olduğu söylentileri resmi belgelerle kesinlikle yalanlanmıştır.

 

Tabi dünya bu kadar güzel bir insanı kaldıramadı. Ve 1460 AD yılında Datlof düştü.

 

Tüm seriyi baştan izlemek isteyenler, tıklayınız.

Yorum Yaz